Ziynet eşyalarının iadesi davalarında, tanık delilinin rolü ve sınırlılıkları nelerdir? Komşu veya akrabaların 'kadının üzerinde sık sık altın görürdük' şeklindeki beyanları, ziynetlerin varlığını ve miktarını ispat için tek başına yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #154116

Tanık delili, ziynet davalarında önemli bir ispat aracıdır ancak sınırlılıkları vardır. Komşu veya akrabaların 'üzerinde altın görürdük' şeklindeki soyut, genel ve görgüye dayanmayan beyanları, ziynetlerin cinsini, sayısını, niteliğini ve miktarını (örneğin 10 adet burma bilezik, 5 adet çeyrek altın gibi) somut olarak ispata tek başına yeterli değildir. Yargıtay, bu tür genel beyanlara itibar etmemektedir. Tanık beyanının delil değeri taşıyabilmesi için, tanığın ziynetleri ne zaman, nerede, ne şekilde gördüğüne, niteliklerine ve sayısına ilişkin somut, görgüye dayalı bilgi vermesi gerekir. Örneğin, 'düğünde bizzat gördüm, şu kadar bilezik takıldı' veya 'ev alırken satılmasına şahit oldum, şu kadar altın bozduruldu' gibi somut beyanlar daha değerlidir. Düğün fotoğrafları, videoları, faturalar gibi diğer delillerle desteklenmeyen soyut tanık beyanları, ispat için yetersiz kalır.