Anayasal düzene karşı suçlarda (darbe suçları), TCK m. 312'nin lafzında 'tehdit' ibaresi yer almazken, bazı Yargıtay kararlarında 'manevi cebir' kavramının kullanılması 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi açısından nasıl bir tartışma yaratmaktadır?
Bu durum, 'suçta ve cezada kanunilik' (Anayasa m. 38, TCK m. 2) ilkesi açısından ciddi bir tartışma yaratmaktadır. Kanunilik ilkesi, bir fiilin suç sayılabilmesi ve ceza verilebilmesi için kanunda açıkça tanımlanmış olmasını gerektirir. TCK m. 312, suçun maddi unsuru olarak 'cebir ve şiddet'i aramaktadır. Kanunun hazırlık çalışmaları sırasında 'tehdit' ibaresinin tasarı metninden bilinçli olarak çıkarıldığı bilinmektedir. 'Manevi cebir' kavramı, hukuken 'tehdit' ile büyük ölçüde örtüşür. Bu nedenle, kanunda açıkça yer almayan 'tehdit' veya 'manevi cebir' kavramını, yorum yoluyla suçun unsuru haline getirmek, kanunilik ilkesinin ihlali (kıyas yasağı) anlamına gelebilir. Eleştirel görüşlere göre, eğer manevi cebir bu suçun bir unsuru olacaksa, TCK m. 312'de yasal bir değişiklik yapılması gerekir.