Bir üniversitede görevli kamu görevlisi A, aynı üniversitede çalışan B'nin sözleşmesinin yenilenmemesi yönünde idari bir işlem tesis etmiştir. B, bu işlemin A'nın kişisel husumetinden kaynaklandığını iddia ederek tazminat davası açmıştır. Yargıtay HGK'nın 2018/1553 K. sayılı kararındaki ayrım dikkate alındığında, bu olay 'hizmet kusuru' mu yoksa 'kişisel kusur' mu olarak değerlendirilmelidir? Neden?
Bu olay, Yargıtay'ın benimsediği ölçütlere göre büyük olasılıkla bir 'hizmet kusuru' olarak değerlendirilmelidir. Yargıtay HGK'nın 2018/1553 K. sayılı kararında, şikayet dilekçesi verilmesi kişisel kusur sayılırken, davacının eşi G.T. Sullivan'ın sözleşmesinin yenilenmemesi eyleminin hizmet kusuru olduğu belirtilmiştir. Çünkü sözleşmenin yenilenip yenilenmemesi, kamu görevlisinin idari yetkisi ve görevi dahilinde aldığı bir karardır. Eylem, doğrudan kamu hizmetinin yürütülmesi ve idari bir yetkinin kullanılmasıyla ilgilidir. Failin kişisel husumetle hareket etmiş olması, eylemin 'görevden ayrılabilirliğini' ortadan kaldırmaz; bu, olsa olsa idari işlemin 'sebep' unsurunu sakatlayan ve işlemin iptaline yol açabilecek bir durumdur. Eylem, idarenin bir tasarrufu olarak ortaya çıktığından, hizmetten kaynaklanan bir kusur olarak kabul edilir ve davanın idareye karşı idari yargıda açılması gerekir.