Bir ceza davasında, sanığın e-posta yazışmaları yoluyla katılan şirketin ticari sırlarını rakip bir firmaya gönderdiği iddia edilmektedir. Mahkemenin, bu e-postaların içeriğinin 'ticari sır' niteliğinde olup olmadığını belirlemek için nasıl bir yol izlemesi gerekir? Sadece sanık ve katılanın beyanları yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #154073

Hayır, sadece tarafların beyanları yeterli değildir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2015/14700 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bir bilginin 'ticari sır' olup olmadığı teknik bir konudur ve hakimin uzmanlık alanı dışındadır. Mahkemenin izlemesi gereken yol şudur: 1) Öncelikle, gönderildiği iddia edilen e-posta içeriklerinin ve eklerinin tamamını dosyaya getirtmelidir. 2) Dosyayı, ticaret hukuku ve ilgili sektör (örneğin yazılım, kimya vb.) konusunda uzman bir bilirkişi heyetine tevdi etmelidir. 3) Bilirkişiden, söz konusu bilgilerin TCK m. 239'da tanımlanan 'ticari sır' (sadece belirli kişilerce bilinen, rakipler tarafından öğrenilmesi halinde zarar doğurabilecek, ekonomik değeri olan vb.) niteliğinde olup olmadığına, kamuya mal olmuş bilgiler olup olmadığına dair gerekçeli bir rapor almalıdır. Mahkeme, bu rapordaki tespitleri ve diğer delilleri birlikte değerlendirerek sanığın hukuki durumunu tayin etmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi bozma sebebidir.