Ziynet eşyalarının iadesi davasında, kadın eşin ziynetlerin evden ayrılırken yanında götürmediğini veya zorla elinden alındığını ispat etmesi durumunda, erkek eş bu ziynetleri iade borcundan kurtulmak için neyi ispat etmek zorundadır? Yargıtay'ın 'hayatın olağan akışı' karinesinin ispat yükü üzerindeki etkisini açıklayınız.
Hayatın olağan akışına göre ziynet eşyaları kadının üzerinde veya onun tasarrufunda (örneğin evdeki kasasında) bulunur. Bu bir fiili karinedir. Davacı kadın, ziynetlerin varlığını ve bu ziynetlerin artık kendi tasarrufundan çıktığını (örneğin evden zorla kovulduğunu, eşyalarını alamadığını) ispatladığında, ispat yükü davalı erkek eşe geçer. Erkek eş, bu ziynetleri iade borcundan kurtulmak için; ziynetlerin kendisine 'iade edilmemek üzere bağışlandığını' veya kadının 'özgür iradesi ve onayı ile' ortak giderler (ev alınması, borç ödenmesi vb.) için bozdurulduğunu ve bu harcamaya kadının da rıza gösterdiğini ispat etmek zorundadır. Erkeğin sadece 'borçlar için harcandı' demesi yeterli değildir; harcamanın kadının rızasıyla ve geri istenmemek kaydıyla yapıldığını kanıtlamalıdır. (Bkz. YHGK, E: 2017/2715, K: 2021/360)