Bir sanığın evinde yapılan hukuka aykırı bir arama sonucunda uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2005/7-144 E. sayılı kararına göre, bu hukuka aykırı delil dışlandıktan sonra, sanığın mahkeme huzurunda yaptığı özgür iradeye dayalı 'ikrarı' tek başına mahkumiyet için yeterli midir? Bu durumda ikrarın delil değeri nasıl takdir edilir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ilgili kararında bu konu tartışılmış ve ikrarın tek başına yeterli olabileceği sonucuna varılmıştır. Hukuka aykırı arama sonucu elde edilen maddi delil (uyuşturucu madde) ve bu delilin türevi olan deliller (ekspertiz raporu vb.) hükme esas alınamaz. Ancak, bu durum sanığın özgür iradesiyle ve yasal hakları hatırlatılarak mahkeme huzurunda yaptığı ikrarın delil değerini ortadan kaldırmaz. Sanığın ikrarı, hukuka aykırı delilden bağımsız, yeni bir delildir. Mahkeme, bu ikrarın delil değerini takdir ederken; ikrarın samimi olup olmadığını, hayatın olağan akışına uygunluğunu, sanığın kişiliğini, ikrardan dönülüp dönülmediğini ve ikrarı destekleyen başka emarelerin (örneğin, sanığın adli sicil kaydında benzer suçların olması, ihbarın içeriği) olup olmadığını bir bütün olarak değerlendirir. Eğer mahkeme, tüm bu unsurları değerlendirdikten sonra, hukuka aykırı delil dışarıda bırakılsa dahi, sanığın ikrarının suçluluğu kanıtlamaya yeterli, kuşkudan uzak ve inandırıcı olduğu kanaatine varırsa, sadece bu ikrara dayanarak mahkumiyet hükmü kurabilir.