Asgari ücretle çalışan birinin ödeyeceği iştirak nafakası miktarının belirlenmesinde, Yargıtay'ın 'asgari ücret seviyesinde gelire sahip olma' durumunu yoksulluk nafakasıyla kıyasla nasıl farklı değerlendirdiği söylenebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #154023

Yargıtay, yoksulluk nafakası ile iştirak nafakası arasında, nafaka yükümlüsünün asgari ücretli olması durumunu farklı değerlendirir. Yoksulluk Nafakası (Eşe ödenen): Yargıtay'ın yerleşik kararlarında, 'asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması, yoksulluk nafakasının bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemektedir.' Yani, asgari ücret alan bir eş, boşanma yüzünden yoksulluğa düşen diğer eşe, gücü oranında yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü tutulabilir. İştirak Nafakası (Çocuğa ödenen): İştirak nafakasında durum daha katıdır. Çünkü çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmak, her iki ebeveyn için de kanundan doğan birincil bir yükümlülüktür. Eşler boşanmış olsa bile, bu yükümlülük devam eder. Bu nedenle, nafaka yükümlüsünün asgari ücretle çalışıyor olması, iştirak nafakası ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Mahkeme, asgari ücretli olan ebeveynin dahi, 'mali gücü oranında' çocuğun giderlerine katılması gerektiği ilkesinden hareketle, makul bir iştirak nafakasına hükmedecektir. Yani asgari ücretli olmak, yoksulluk nafakasından kurtulmak için bir gerekçe olmasa da miktarını etkilerken, iştirak nafakasından kurtulmak için neredeyse hiçbir zaman geçerli bir sebep sayılmaz.