Bir ceza davasında sanık, olayla ilgili 'soyut ikrarda' bulunmuş, ancak daha sonra bu ikrarından dönmüştür. Dosyada bu ikrarı destekleyen başkaca hiçbir delil bulunmamaktadır. Mahkemenin sadece bu ilk ikrara dayanarak mahkumiyet hükmü kurması mümkün müdür?
Mümkün değildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre (örneğin, Yargıtay 6. CD, 2015/1932 E. sayılı karar), 'soyut ikrar' tek başına mahkumiyet için yeterli değildir. Soyut ikrar, başka hiçbir yan delil (tanık beyanı, belge, kriminal rapor vb.) ile desteklenmeyen, maddi olgularla örtüşmeyen kabullenmedir. Özellikle sanığın daha sonra bu ikrarından dönmesi, ikrarın delil değerini ciddi şekilde zayıflatır. Ceza muhakemesinin amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır ve 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi temel bir kuraldır. Başka delillerle doğrulanmayan ve sanığın sonradan reddettiği bir ikrara dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulması, bu ilkenin ve adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelir. Mahkeme, bu durumda delil yetersizliğinden beraat kararı vermelidir.