Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 2013/20036 E. sayılı kararında, tazminat hesabı yapılırken dava dışı işverenin kusurunun davalılara yüklenemeyeceği belirtilmiştir. Ancak direnme sonrası Hukuk Genel Kurulu (2023/1059 E.), davalıların dava dışı kişinin kusurundan da sorumlu olduğuna karar vermiştir. Bu iki karar arasındaki temel hukuki yaklaşım farkı nedir?
İki karar arasındaki temel hukuki yaklaşım farkı, 'müteselsil sorumluluk' ilkesinin nasıl yorumlandığı ve uygulandığı noktasındadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, tazminat hesabının 'illiyet bağı' ve 'kusur' temelinde yapılması gerektiğini düşünerek, davalıların sadece kendi kusurlarına isabet eden zarardan sorumlu tutulması gerektiği yönünde bir karar vermiştir. Bu yaklaşıma göre, davalılar, dava dışı üçüncü kişinin kusurundan kaynaklanan zarardan sorumlu değildir. Hukuk Genel Kurulu ise, olaya 'müteselsil sorumluluk' (BK m. 50, KTK m. 88) penceresinden bakmıştır. Bu ilkeye göre, zararın ortaya çıkmasına birden fazla kişi birlikte sebep olmuşsa, zarar gören (davacı) zararının tamamını dilediği bir sorumludan veya tamamından isteyebilir. Sorumlular arasındaki kusur dağılımı, zarar görene karşı ileri sürülebilecek bir savunma değil, sorumluların kendi aralarındaki 'iç ilişkiyi (rücu ilişkisini)' ilgilendiren bir konudur. HGK, davacının müteselsil sorumluluk esasına göre talepte bulunduğunu ve bu nedenle davalıların, dava dışı kişinin kusuru da dahil olmak üzere zararın tamamından (davacının kendi kusuru düşüldükten sonra) sorumlu olduğuna karar vermiştir. Yani Özel Daire kusura dayalı sorumluluk payına odaklanırken, HGK zarar görenin hakkını koruyan müteselsil sorumluluk kurumunun kendisine odaklanmıştır.