Velayet davalarında, idrak çağındaki (ayırt etme gücüne sahip) bir çocuğun görüşünün alınması zorunlu mudur? Bu ilkenin yasal dayanağı nedir ve Yargıtay'a göre bu görüş mahkeme için bağlayıcı mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #153946

Evet, kural olarak zorunludur. Bu ilkenin yasal dayanağı, başta Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi olmak üzere uluslararası sözleşmeler ve TMK'nın 339/3. maddesidir. Bu madde, 'Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanırlar; önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutarlar' hükmünü içerir. Yargıtay, bu hükmü velayet davaları için de uygulayarak, idrak çağında olduğu kabul edilen (genellikle 8 yaş ve üzeri) çocuğun, bir uzman (pedagog, psikolog) aracılığıyla veya doğrudan hakim tarafından görüşünün alınmasını zorunlu bir usul kuralı olarak görmektedir. Ancak, çocuğun beyanı mahkeme için tek başına bağlayıcı değildir. Hakim, çocuğun beyanını 'çocuğun üstün yararı' ilkesi çerçevesinde diğer delillerle (sosyal inceleme raporu, tanık beyanları, ebeveynlerin durumu vb.) birlikte değerlendirir. Çocuğun görüşü, önemli bir delil olmakla birlikte, nihai kararı hakim, tüm unsurları göz önünde bulundurarak ve çocuğun menfaatini esas alarak verir. Çocuğun beyanı, onun olgunluk düzeyi, yönlendirilip yönlendirilmediği gibi faktörler de dikkate alınarak değerlendirilir.