Ceza muhakemesinde sanığın 'ikrarı' tek başına mahkumiyet için yeterli midir? Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir ikrarın delil olarak hükme esas alınabilmesi için hangi kriterler açısından değerlendirilmesi zorunludur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #153935

Hayır, ceza muhakemesinde sanığın ikrarı tek başına mahkumiyet için yeterli değildir. Türk ceza muhakemesi sistemi, 'maddi gerçeğin araştırılması' ve 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' ilkelerine dayanır. Hukuk yargılamasından farklı olarak, sanığın ikrarı hakimi bağlamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 29.11.2005 tarihli 2005/7-144 E. sayılı kararı gibi yerleşik içtihatlara göre, bir ikrarın delil olarak hükme esas alınabilmesi için mahkemece şu kriterler açısından titizlikle değerlendirilmesi gerekir: 1) İkrarın yapıldığı aşama (kolluk, savcılık, mahkeme). 2) İkrarın özgür iradeye dayanıp dayanmadığı (baskı, tehdit, vaat vb. olup olmadığı). 3) Sanığın beyanının ciddiyeti ve ikrarının sonuçlarını idrak edip etmediği. 4) İkrarın dosyadaki diğer delillerle (tanık beyanları, kriminal raporlar, olay yeri inceleme tutanağı vb.) desteklenip desteklenmediği. 5) İkrarın hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı. 6) Sonradan ikrardan dönülüp dönülmediği ve dönülmüşse bu durumun ikrarın gücünü ne ölçüde zayıflattığı. Bu kriterlerle uyuşmayan, başka delillerle desteklenmeyen bir ikrar 'soyut ikrar' olarak nitelendirilir ve mahkumiyete dayanak yapılamaz.