Kiracı tarafından kira sözleşmesiyle aynı gün veya öncesinde, tahliye tarihi boş bırakılarak imzalanan bir tahliye taahhütnamesinin hukuki geçerliliği, TBK m. 352 ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde nasıl değerlendirilir? Bu durumda 'irade fesadı' iddiası ve ispat yükü kime aittir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #153925

TBK m. 352, tahliye taahhüdünün 'kiralananın teslim edilmesinden sonra' verilmesini şart koşar. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları bu kuralı, kiracının konut veya işyeri bulma baskısı altındayken iradesinin sakatlanmasını önlemek amacıyla getirilmiş bir geçerlilik şartı olarak yorumlamaktadır. Bu nedenle, kira sözleşmesiyle aynı tarihte veya daha önce alınan tahliye taahhütnameleri, kiracının serbest iradesiyle verilmediği kabul edilerek genellikle geçersiz sayılır. Tahliye tarihinin sonradan doldurulması (beyaza imza), tek başına taahhüdü geçersiz kılmaz; ancak taahhüdün veriliş tarihi (kira sözleşmesiyle aynı anda olması) onu temelden sakatlar. Bu durumda kiracı, taahhüdün kira sözleşmesiyle birlikte baskı altında alındığını ileri sürerek geçersizliğini iddia edebilir. İspat yükü, bu iddianın niteliği gereği hayatın olağan akışına aykırılığı savunan kiraya verende olabileceği gibi, genellikle taahhüdün altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul eden kiracıya, irade fesadını (hata, hile, ikrah) ispatlama yükü düşer. Ancak Yargıtay, sözleşme ile aynı tarihli taahhütlerde, ispat yükünü kiracıya yüklemeden, durumu kendiliğinden geçersizlik sebebi sayabilmektedir.