Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2014/28164 E. sayılı kararındaki muhalefet şerhinde, anlaşmalı boşanma kararının (TMK m. 166/3) muvazaalı olduğu iddiasıyla, kocanın alacaklısı tarafından HMK m. 376 uyarınca iptalinin istenemeyeceği hangi hukuki gerekçelere dayandırılmıştır? Bu görüşü, boşanma kararının hukuki niteliği ve muvazaa kavramı ekseninde analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #153920

Muhalefet şerhine göre, anlaşmalı boşanma kararının HMK m. 376 kapsamında iptali istenemez. Temel gerekçeler şunlardır: 1) Muvazaa (eBK m. 18, TBK m. 19), tarafların gerçek iradelerine uymayan ve üçüncü kişileri aldatma amacı taşıyan, aralarında hüküm doğurmayacak bir görünüşte hukuki işlem (akit) yaratmalarıdır. Bu kavram, akdi ilişkilerde söz konusu olur. 2) Anlaşmalı boşanma ise, sırf tarafların irade beyanlarıyla gerçekleşen bir akit değildir. Boşanma kararı, tarafların boşanma ve ferileri konusundaki anlaşmalarının hâkim tarafından 'uygun bulunması' ve irade beyanlarının serbestçe açıklandığına dair hâkimde bir 'kanaat' oluşmasıyla vücut bulan bir yargı kararıdır. Bu nedenle, tarafların boşanma beyanlarının gerçek iradelerine uymadığını üçüncü bir kişinin ileri sürmesi, boşanma kararının hukuki doğasına aykırıdır. Sonuç olarak muhalefet şerhi, boşanma kararını HMK m. 376'nın hedeflediği 'tarafların serbestçe anlaşıp oluşturduğu hileli hükümler' kategorisinde görmemekte ve bu nedenle alacaklının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını savunmaktadır.