Bir trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davasında, hükmolunan manevi tazminat miktarının belirlenmesinde Yargıtay'ın aradığı objektif ölçütler nelerdir? Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 2013/20036 E. sayılı kararında, manevi tazminatın 'zenginleşme sonucunu doğuracak şekilde yüksek' bulunmasının gerekçeleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #153897

Manevi tazminatın belirlenmesinde Yargıtay'ın aradığı objektif ölçütler şunlardır: 1) Olayın meydana geliş şekli. 2) Tarafların kusur oranları. 3) Zarar görenin uğradığı zararın ağırlığı (maluliyet oranı, iyileşme süresi vb.). 4) Tarafların sosyal ve ekonomik durumları. 5) Olay tarihindeki paranın alım gücü. 6) Hak ve nesafet kuralları. Yargıtay'ın ilgili kararında manevi tazminatın yüksek bulunmasının gerekçeleri ise şunlardır: Davalı sürücünün kusur oranının düşük olması (%30), davacının da kusurlu olması (%20) ve asıl kusurun dava dışı üçüncü kişide (%50) olması. Ayrıca, davacının Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen maluliyet oranının (%2,1) çok düşük olması. Mahkeme, bu düşük kusur ve maluliyet oranlarına rağmen yüksek bir manevi tazminata hükmetmiştir. Yargıtay'a göre manevi tazminat, bir ceza veya mamelek hukuku zararını karşılama aracı değildir; amacı zarara uğrayanda manevi bir huzur sağlamaktır. Bu nedenle, zarar göreni zenginleştirmemeli, zarar sorumlusunu da fakirleştirmemelidir. Düşük kusur ve düşük maluliyet oranına rağmen yüksek tazminata hükmedilmesi, bu dengeyi bozduğu için 'zenginleşme sonucu doğurur' gerekçesiyle hukuka aykırı bulunmuştur.