Bir şirkette mühendis olarak çalışan sanığın, şirketin ana bilgisayarına girerek ticari sır niteliğindeki 2490 adet dosyayı kendi harici belleğine kopyaladığı iddia edilen bir olayda, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2017/118 K. sayılı kararına göre, mahkemenin TCK m. 239'dan hüküm kurabilmesi için yapması gereken temel araştırma nedir? Sanığın bu verilerin ticari sır olmadığını iddia etmesi karşısında mahkeme nasıl bir yol izlemelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #153886

Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin ilgili kararına göre, mahkemenin yapması gereken temel araştırma, sanık tarafından kopyalandığı iddia edilen verilerin gerçekten 'ticari sır veya müşteri sırrı' niteliğinde olup olmadığının tespit edilmesidir. Suçun maddi konusunu oluşturan bu unsur, sübjektif iddialarla değil, objektif kriterlerle belirlenmelidir. Sanığın bu verilerin ticari sır olmadığını, katılanın ise olduğunu iddia etmesi karşısında, mahkeme bu uyuşmazlığı kendisi çözümleyemez. Çünkü bu, teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren bir konudur. Mahkemenin izlemesi gereken yol, dosyadaki verileri, konusunda uzman (örneğin, ilgili mühendislik alanında ve ticari rekabet hukukunda yetkin) bir bilirkişi veya bilirkişi heyetine tevdi ederek rapor almaktır. Bilirkişi raporu, kopyalanan bilgilerin; 1) Sadece şirket içinde sınırlı sayıda kişi tarafından bilinip bilinmediği, 2) Rakipler tarafından öğrenilmesi halinde şirkete zarar verip vermeyeceği, 3) Şirketin ekonomik başarısı için önem taşıyıp taşımadığı gibi kriterleri değerlendirerek, bilgilerin TCK m. 239 kapsamında 'ticari sır' niteliğinde olup olmadığına dair gerekçeli bir görüş sunmalıdır. Mahkeme, bu raporu ve diğer delilleri değerlendirerek sanığın hukuki durumunu tayin etmelidir. Bu araştırma yapılmadan verilen hüküm 'eksik inceleme' nedeniyle bozulacaktır.