Bir trafik kazası sonrası, sigorta şirketinin teklif ettiği tazminatı kabul ederek 'ibraname' imzalayan ancak daha sonra zararın daha fazla olduğunu anlayan bir kişinin açacağı dava, hukuki niteliği itibarıyla bir 'alacak davası' mıdır, yoksa 'ibranamenin iptali' davası mıdır? Bu ayrımın önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #153139

Bu dava, temelde bir 'alacak davası' olmakla birlikte, bu alacağın talep edilebilmesi için öncelikle imzalanan ibranamenin hukuki geçerliliğinin ortadan kaldırılması gerekir. Bu nedenle dava, genellikle 'ibranamenin gabin, hata veya hile gibi irade bozukluğu nedenleriyle iptali ve bakiye zararın tazmini' talebini içeren birleşik bir nitelik taşır. Bu ayrımın önemi, ispat yükü ve zamanaşımı/hak düşürücü süreler açısından ortaya çıkar. Davacı, sadece alacaklı olduğunu değil, aynı zamanda ibranameyi imzalarken iradesinin sakatlandığını (örneğin, zararın gerçek boyutu hakkında yanıltıldığını veya tecrübesizliğinden faydalanıldığını) ispat etmek zorundadır. Ayrıca, metinde de belirtildiği gibi, bu tür davalarda artık KTK m.109'daki genel trafik kazası zamanaşımı süreleri değil, Borçlar Kanunu'ndaki irade bozukluklarına ilişkin (genellikle öğrenmeden itibaren bir yıl veya iki yıllık) daha kısa olan hak düşürücü süreler uygulanır. Dolayısıyla davanın doğru hukuki zemine oturtulması, hak kaybı yaşanmaması için kritiktir. (İlgili metin: kadimhukuk.com.tr/makale/trafik-kazasi-sonrasinda-sigortadan-para-alma/)