Estetik bir meme ameliyatı sonrası oluşan asimetri ve protezin yana kayması gibi durumların Adli Tıp Kurumu tarafından 'beklenen bir komplikasyon' olarak nitelendirilmesi, Yargıtay tarafından neden 'hatalı' bir değerlendirme olarak kabul edilmiştir? Bu bağlamda eser sözleşmesinin niteliği nasıl bir rol oynamaktadır?
Yargıtay'ın bu değerlendirmeyi hatalı bulmasının temel sebebi, estetik ameliyatların hukuki niteliğinin 'eser sözleşmesi' olmasıdır. Eser sözleşmesinde hekim, sadece tıbbi standartlara uygun davranmayı değil, aynı zamanda estetik olarak güzel ve kararlaştırılan bir 'sonuç' elde etmeyi taahhüt eder. Adli Tıp Kurumu raporu, olayı bir 'komplikasyon' olarak niteleyerek, bunun tıbbi bir ihmal veya kusurdan kaynaklanmadığını belirtmekte, yani hekimin 'özen borcu' açısından bir eksikliği olmadığına işaret etmektedir. Ancak Yargıtay'a göre bu yeterli değildir. Eser sözleşmesinde sorumluluk için kusur şart değildir. Ortaya çıkan sonucun, yani asimetri ve protezin kaymasının, taahhüt edilen estetik amaca uygun olmaması, 'ayıplı bir eser' meydana getirildiği anlamına gelir. Bu ayıp, bir komplikasyon sonucu oluşsa dahi, hekimin sonuç taahhüdünü yerine getiremediğini gösterir ve bu durum tek başına sorumluluğu için yeterlidir. Ayrıca, hekimin bu komplikasyon riski hakkında hastayı yeterince aydınlatıp aydınlatmadığı ve komplikasyon oluştuktan sonra süreci doğru yönetip yönetmediği de sorumluluğunu etkiler. Bu nedenle Yargıtay, sadece komplikasyon nitelemesine dayanan ve eser sözleşmesinin 'sonuç taahhüdü' ve 'ayıp' unsurlarını göz ardı eden raporları yetersiz bulmaktadır. (İlgili metin: oner.av.tr, İlgili Kanun Maddeleri: TBK m.470 vd.)