Gizli soruşturmacı tedbirinin (CMK m.139) uygulanabilmesi için aranan 'somut delillere dayanan kuvvetli şüphe' koşulu, soruşturmanın başlangıcındaki 'basit şüphe'den ne şekilde ayrılır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #153112

Ceza muhakemesinde şüphenin dereceleri vardır. 'Basit şüphe', bir suçun işlendiği izlenimini veren ve soruşturmayı başlatmak için yeterli olan en alt düzeydeki şüphedir (CMK m.160). 'Yeterli şüphe', toplanan delillerin, kişinin suçlu olduğu konusunda kamu davası açılmasını haklı kılacak yoğunluktaki şüphedir (CMK m.170). 'Kuvvetli şüphe' ise, bu derecelerin en yoğun olanıdır ve tutuklama, arama gibi ağır koruma tedbirleri için aranır. Gizli soruşturmacı tedbiri için aranan 'somut delillere dayanan kuvvetli şüphe' koşulu, basit şüpheden temel olarak ayrılır. Burada, sadece bir 'izlenim' veya 'ihtimal' yeterli değildir. Soruşturma makamının elinde, soruşturma konusu suçun işlendiğini somut olay ve olgularla (örneğin tanık beyanları, ön fiziki takipler, teknik bulgular) güçlü bir şekilde gösteren delillerin bulunması gerekir. Yönetmelikte de belirtildiği gibi bu, mevcut delillere göre yapılacak bir muhakeme sonunda mahkumiyetin kuvvetle muhtemel olması halidir. Yani, soruşturma makamı, 'sadece bir duyum aldım' diyerek değil, 'elimde şu somut deliller var ve bu deliller suçun işlendiğine dair kuvvetli bir şüphe oluşturuyor' diyerek bu ağır tedbire başvurabilir. (İlgili metin: sen.av.tr/tr/makale/gizli-sorusturmaci-tarafindan-elde-edilen-delillerin-hukukiligi, İlgili Kanun Maddesi: CMK m.139/1)