Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 07.03.2016 tarihli ve 2016/669 K. sayılı kararında, bulundurulması ve taşınması başlı başına suç oluşturan esrara elkoyulması için hakim kararına veya onaya ihtiyaç bulunmadığı belirtilmiştir. Bu kararın, CMK'daki genel elkoyma rejimi (m.127) karşısındaki pozisyonu nedir ve bu yorumun temelindeki mantık ne olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #153108

Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin bu kararı, CMK'daki genel elkoyma rejimine önemli bir istisna getiren ve doktrinde de tartışılan bir yorum içermektedir. Kararın genel elkoyma rejimi karşısındaki pozisyonu, 'zımni bir istisna' yarattığı şeklinde özetlenebilir. Kararın temelindeki mantık şudur: CMK m.127'de düzenlenen ve hakim kararı/onayı gerektiren elkoyma tedbirinin amacı, esasen meşru bir mülkiyet veya zilyetlik hakkına sahip olan kişilerin haklarına yapılacak müdahaleyi güvence altına almaktır. Ancak, esrar gibi uyuşturucu maddelerin bulundurulması ve taşınması bizatihi suçtur ve bu maddeler üzerinde hukuken korunan bir mülkiyet veya zilyetlik hakkı söz konusu olamaz. Bu maddeler, hukuken 'yasak eşya' statüsündedir. Dolayısıyla, Daire'ye göre, hukuken korunmayan bir 'hakka' yönelik müdahale için, kanunun öngördüğü güvencelerin (hakim kararı/onayı) aranmasına gerek yoktur. Bu yorum, elkoyma tedbirinin amacını mülkiyet hakkının korunması olarak daraltmakta ve yasak eşyayı bu korumanın dışında tutmaktadır. (İlgili metin: sen.av.tr/tr/makale/hakimin-elkoyma-islemine-onayinin-yoklugu-hukuka-aykiriligi-gundeme-getirir-mi, İlgili Kanun Maddesi: CMK m.127)