Yargıtay bozma kararı üzerine yeniden görülen bir davada, mahkemenin CMK m.307/1 uyarınca 'ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorması' işlemi, mahkemenin bozmaya uyma veya direnme kararı vermesinden önce mi, yoksa sonra mı yapılmalıdır? Metinde bu konuda belirtilen iki görüşü açıklayınız.
Metinde bu konuda iki farklı görüş olduğu belirtilmiştir. Birinci görüşe göre, mahkeme uyma veya direnme konusunda bir karar vermeden önce, ilgililere (sanık, müdafii, katılan, vekil) usulüne uygun tebligat yapmalı ve onların bozmaya karşı beyanlarını almalıdır. Bu görüşe göre, beyanlar alınmadan uyma veya direnme kararı verilemez, çünkü bu karar yargılamanın yönünü belirleyen temel bir karardır ve tarafların bu konudaki görüşü önemlidir. İkinci görüşe göre ise, mahkeme uyma veya direnme kararını bir ara karar niteliğinde, tarafların beyanını almadan da verebilir. Bu görüş, CMK m.307/2'nin ilk cümlesindeki 'beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir' ifadesine dayanır. Bu yoruma göre, mahkemenin uyma kararı vermesi ayrı bir işlem, uyma sonrası esasa ilişkin nihai kararı vermesi ayrı bir işlemdir. Mahkeme uyma kararı verdikten sonra, esasa ilişkin yargılamaya geçer ve bu aşamada tarafların bozmaya ilişkin diyeceklerini sorar. Ancak her iki görüş de, eğer bozma sanık aleyhine ise ve uyma sonrası daha ağır bir ceza verilme ihtimali varsa, nihai hükümden önce sanığın mutlaka dinlenmesi gerektiği (CMK m.307/2 son cümle) konusunda birleşir. (İlgili metin: sen.av.tr/tr/makale/bozma-sonrasi-davaya-yeniden-bakacak-mahkemenin-sanigi-dinlemesi, İlgili Kanun Maddesi: CMK m.307)