Handyside/Birleşik Krallık kararında İHAM, ifade özgürlüğünün korunma alanının sadece lehte olan veya zararsız görülen düşünceleri değil, aynı zamanda devleti veya nüfusun bir bölümünü 'rahatsız eden, şok eden veya endişelendiren' düşünceleri de kapsadığını belirtmiştir. Bu yaklaşımın, demokratik bir toplumun temelini oluşturan hangi ilkeyle doğrudan ilişkili olduğunu açıklayınız.
İHAM'ın bu yaklaşımı, demokratik bir toplumun temelini oluşturan 'çoğulculuk (pluralism)' ilkesiyle doğrudan ilişkilidir. Çoğulculuk, bir toplumda farklı, aykırı, azınlıkta kalan ve hatta rahatsız edici fikirlerin dahi serbestçe ifade edilebilmesini, tartışılabilmesini ve var olabilmesini gerektirir. İHAM'a göre, demokrasi sadece çoğunluğun iradesi değildir; aynı zamanda farklı görüşlere hoşgörü gösterilmesi ve onların da kendilerini ifade edebilecekleri bir kamusal alanın korunmasıdır. Devleti veya toplumun bir kesimini 'rahatsız eden, şok eden veya endişelendiren' ifadelerin korunması, kamusal tartışmanın canlı kalmasını, yerleşik tabuların sorgulanmasını ve toplumsal ilerlemenin sağlanmasını mümkün kılar. Bu tür ifadelere izin vermeyen bir sistem, çoğulcu değil, totaliter bir nitelik taşır. Bu nedenle İHAM, bu tür ifadeleri çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereği olarak görmektedir. (İlgili metin: sen.av.tr/tr/makale/ifade-hurriyetinde-gereklilik-toplumsal-ihtiyac-baskisi-olcutu, İlgili Karar: Handyside/Birleşik Krallık)