Estetik bir ameliyatın eser sözleşmesi olarak kabul edilmesi, hekimin 'aydınlatma yükümlülüğü'ne ne gibi bir ek boyut kazandırır? Özellikle 'komplikasyon' riskleri açısından bu yükümlülüğün kapsamı ne olmalıdır?
Estetik ameliyatın eser sözleşmesi olması, hekimin bir 'sonuç' taahhüt etmesi anlamına gelir ve bu durum aydınlatma yükümlülüğünü daha da önemli hale getirir. Standart tıbbi müdahalelerde aydınlatma genellikle tedavi süreci ve risklere odaklanırken, estetik ameliyatlarda aydınlatma, aynı zamanda 'beklenen estetik sonuç' ve bu sonuca ulaşmayı engelleyebilecek tüm faktörleri de kapsamalıdır. Hekim, sadece genel cerrahi riskleri değil, aynı zamanda estetik açıdan istenmeyen sonuçlara (asimetri, nedbe izi, orantısızlık vb.) yol açabilecek 'komplikasyonları' da açık ve anlaşılır bir dille anlatmalıdır. Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi, komplikasyonlarda aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine hekimin sorumluluğundadır. Hastanın, sadece ameliyatın kendisine değil, olası estetik başarısızlık risklerine de onam vermesi gerekir. Bu nedenle aydınlatma, hem tıbbi hem de estetik riskleri kapsayan çift boyutlu bir nitelik kazanır. (İlgili metin: oner.av.tr, İlgili Sözleşme: Avrupa Biyotıp Sözleşmesi m.5)