Çok sanıklı bir davada, zorunlu müdafilik kapsamında yargılanan ve esas hakkında savunması müdafii tarafından yapılmış olan bir sanığın müdafiinin, karar duruşmasına katılmaması halinde mahkeme ne yapmalıdır? Mevcut usul kuralları ve metinde önerilen çözüm arasındaki farkı açıklayınız.
Mevcut usul kurallarına göre, zorunlu müdafilik (CMK m.150) kapsamındaki bir sanığın yargılandığı davada, müdafi duruşmada hazır bulunmadıkça mahkeme hüküm kuramaz. Eğer sanığın müdafii karar duruşmasına katılmazsa, mahkemenin davayı ertelemesi ve sanığa yeni bir müdafi tayin edilmesi için baroya bildirimde bulunması gerekir. Bu durum, özellikle çok sanıklı davalarda, bir veya birkaç müdafiin mazereti veya katılmaması nedeniyle davanın defalarca ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına neden olmaktadır. Metinde önerilen çözüm ise, bu sorunu aşmaya yöneliktir. Öneriye göre, CMK'ya eklenecek bir hükümle, 'zorunlu müdafi veya isteğe bağlı olarak tayin edilen avukatı tarafından sanığın esas hakkında savunması yapıldıktan sonra', avukatın sonraki celselere (karar celsesi dahil) katılmaması durumunda yargılamanın devam edip tamamlanabilmesi sağlanmalıdır. Bu çözüm, savunma hakkının özü olan 'esas hakkında savunma' yapıldıktan sonra, usul ekonomisi ve yargılamanın sürati lehine bir istisna getirerek, mevcut kuralın katı uygulamasından kaynaklanan gecikmeleri önlemeyi amaçlamaktadır. (İlgili metin: sen.av.tr/tr/makale/zorunlu-mudafilik-ve-yargilama-surati, İlgili Kanun Maddesi: CMK m.150)