Ceza muhakemesinde 'maddi gerçeğin araştırılması' ilkesi ile 'delillerin serbestliği' ilkesi arasındaki ilişkiyi açıklayınız. Bu ilkelerin, medeni yargılamadaki 'şekli gerçek' ve 'taraflarca getirilme' ilkelerinden temel farkları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #153083

Bu iki ilke birbiriyle sıkı sıkıya bağlıdır. 'Maddi gerçeğin araştırılması' ilkesi, ceza yargılamasının amacının, olayın nasıl gerçekleştiğini, sanığın suçu işleyip işlemediğini hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarmak olduğunu ifade eder. 'Delillerin serbestliği' ilkesi ise, bu maddi gerçeğe ulaşmak için kanuna aykırı olmamak kaydıyla her şeyin delil olarak kullanılabileceğini belirtir. Yani mahkeme, belirli delil türleri ile bağlı değildir. Bu iki ilke, medeni yargılamadan temel farklar gösterir: 1) Amaç Farkı: Medeni yargılamada amaç genellikle 'şekli gerçektir', yani tarafların sunduğu ve üzerinde anlaştığı durumlar esas alınır. Ceza yargılamasında ise sanığın ikrarı dahi hakimi bağlamaz, mahkeme maddi gerçeği re'sen araştırır. 2) Delillerin Sunulması: Medeni yargılamada 'taraflarca getirilme' ilkesi esastır; hakim kural olarak tarafların sunmadığı delili araştırmaz. Ceza yargılamasında ise 'delillerin serbestliği' ve 'maddi gerçeğin araştırılması' ilkeleri gereği, mahkeme tarafların getirdiği delillerle bağlı olmayıp kendiliğinden delil araştırabilir (re'sen araştırma). 3) İspat Yükü: Medeni yargılamada herkes iddiasını ispatla yükümlüyken, ceza yargılamasında 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi geçerlidir ve iddia makamının şüpheyi yenmesi gerekir; sanığın masumiyetini ispat yükü yoktur. (İlgili metin: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/durusma-nedir-ceza-hukukunda-durusma-ilkeleri.html)