Bir uyuşturucu soruşturmasında, hukuka uygun bir arama neticesinde elde edilen maddenin, usulüne uygun elkoyma kararı olmaksızın bilirkişiye gönderilmesi, bilirkişi raporunu 'hukuka aykırı delil değerlendirme vasıtası' haline getirir mi? Neden?
Hayır, getirmez. Bu sorunun cevabı, 'delil' ile 'delil değerlendirme vasıtası' arasındaki ayrıma dayanır. Hukuka aykırı olan şey delilin kendisi, yani elde edilme yöntemidir. Somut olayda, delil (uyuşturucu madde), 'hukuka uygun bir arama' ile elde edilmiştir. Dolayısıyla delilin kendisi hukuka uygundur ve varlığını korur. Bilirkişi raporu ise, bir delil değil, mevcut bir delilin (uyuşturucu maddenin) niteliğini, içeriğini, miktarını vb. teknik olarak aydınlatan bir 'delil değerlendirme vasıtası'dır. Hukuka uygun bir delil üzerinden yapılan inceleme sonucunda hazırlanan bilirkişi raporu, sadece delilin elde edilmesinden sonraki bir usulü işlemde (elkoyma kararının alınmaması) eksiklik olduğu iddiasıyla hukuka aykırı hale gelmez. Delilin hukuka uygunluğu, elde edildiği ana göre (arama anı) belirlenir. Muhafaza altına alınan hukuka uygun delil, elkoyma prosedüründeki bir eksiklikten etkilenmez ve bu delil üzerinden yapılan bilirkişi incelemesi de geçerliliğini korur. (İlgili metin: sen.av.tr/tr/makale/hakimin-elkoyma-islemine-onayinin-yoklugu-hukuka-aykiriligi-gundeme-getirir-mi, İlgili Kanun Maddeleri: CMK m.206, m.217)