Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.07.2019 tarihli kararına göre, sanık hakkında verilmiş bir beraat hükmünün Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Özel Dairesi'nin bu beraat hükmünü sanık aleyhine bozması durumunda, ilk derece mahkemesi beraat kararında 'direnme' kararı vermeden önce sanığın bozmaya karşı beyanını almak zorunda mıdır? Bu zorunluluğun gerekçesini açıklayınız.
Evet, zorundadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.07.2019 tarihli, 2019/3-209 E., 2019/517 K. sayılı kararına göre, sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilemez. Bu zorunluluğun gerekçesi, savunma hakkının kısıtlanması riskidir. Şöyle ki; ilk derece mahkemesi direnme kararı verdiğinde dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gider. Ceza Genel Kurulu, yapacağı inceleme sonucunda Özel Daire'nin aleyhe bozma kararını isabetli bulabilir ve yerel mahkemenin direnme hükmünü bozabilir. 1412 sayılı CMUK'un (mülga) 326/3. maddesi uyarınca ısrar üzerine Ceza Genel Kurulu'nca verilen kararlara uymak mecburidir. Bu durumda, yerel mahkeme sanığın beyanını hiç almadan verdiği direnme kararının bozulması üzerine, sanığın savunma hakkını kullanamadığı bir bozma kararına uymak zorunda kalacaktır. Bu potansiyel hak ihlalini önlemek için, Ceza Genel Kurulu, direnme kararı verilmeden önce dahi, sanığa aleyhe bozmaya karşı savunma yapma imkanının tanınması gerektiğini, bunun emredici bir kural olduğunu ve aksi durumun mutlak bozma nedeni (CMUK m.308/8) teşkil ettiğini kabul etmektedir. (İlgili metin: sen.av.tr/tr/makale/bozma-sonrasi-davaya-yeniden-bakacak-mahkemenin-sanigi-dinlemesi, İlgili Kanun Maddesi: CMK m.307/2)