Ceza yargılamasında 'doğrudanlık (vasıtasızlık)' ilkesi ne anlama gelir ve bu ilkenin bir gereği olarak, duruşma sırasında hâkim değişikliği olması durumunda ideal olan uygulama ne olmalıdır?
'Doğrudanlık (vasıtasızlık)' ilkesi, yargılamayı yapan ve hükmü verecek olan hakimin, delillerle arada bir vasıta olmaksızın, doğrudan doğruya temas kurmasını ifade eder. Bu ilke uyarınca hakim, sanığı bizzat sorgulamalı, tanığı, mağduru, bilirkişiyi bizzat dinlemeli, keşfi bizzat yapmalı ve delil belgelerini bizzat incelemelidir. Hakimin vicdani kanaati, duruşmada edindiği bu doğrudan izlenimlere dayanarak oluşmalıdır (CMK m.217). Bu ilkenin en önemli sonuçlarından biri, hükmü verecek olan hakim ile yargılamanın önemli bir kısmını yürüten hakimin aynı kişi olması gerekliliğidir. Duruşma sırasında hakim değişikliği olması durumunda, ideal uygulama, yeni hakimin sadece eski tutanakları okumakla yetinmemesi, adil yargılanma hakkı gereği, özellikle karara etki edecek nitelikteki önemli delillerin (tanık dinlenmesi, sanığın sorgusu gibi) yeniden kendi huzurunda ikame edilmesidir. Metinde de eleştirildiği gibi, uygulamada sıkça başvurulan 'eski tutanaklar okundu' şeklindeki yapay çözüm, doğrudanlık ilkesinin ruhunu zedelemektedir. (İlgili metin: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/durusma-nedir-ceza-hukukunda-durusma-ilkeleri.html, İlgili Kanun Maddesi: CMK m.217)