Milletvekili Seçimi Kanunu'nda yapılması teklif edilen ve seçim barajını %10'dan %7'ye indiren, ancak ittifak içindeki partilerin milletvekili dağılımının kendi oylarına göre yapılmasını öngören değişiklik, 'temsilde adalet' ve 'yönetimde istikrar' ilkeleri açısından nasıl bir ikilem yaratmaktadır?
Teklif, bir yandan %7'lik baraj ile küçük partilerin tek başlarına Meclis'e girmesini zorlaştırarak onları ittifak yapmaya teşvik etmekte ve bu yolla bir nevi 'yönetimde istikrar' aramaktadır. Öte yandan, ittifak içindeki milletvekili dağılımının artık ittifakın toplam oyuna göre değil, her partinin o seçim çevresinde aldığı kendi oy sayısına göre (D'Hondt sistemiyle) yapılması, 'temsilde adalet' ilkesini zayıflatmaktadır. Zira bu sistemde, bir ittifak içinde yer alan ve barajı aşmasını sağlayan ancak kendi oy sayısı bir milletvekili çıkarmaya yetmeyen küçük partiler, ittifak yapmış olmalarına rağmen hiç milletvekili çıkaramayabilir. Bu durum, ittifakın işlevini sadece ülke barajını aşmaya indirgemekte, ancak sandığa yansıyan iradenin Meclis'e tam olarak yansımasını engellemektedir. Dolayısıyla teklif, hem temsilde adaleti tam sağlamayan hem de partileri zorunlu birlikteliklere iterek istikrarı da dolaylı yoldan etkileyen karmaşık ve çelişkili bir yapı ortaya koymaktadır. (İlgili metin: sen.av.tr/tr/makale/secim-kanunlari-değisikligi-teklifi)