CMK m.150/3 uyarınca 'alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda' zorunlu müdafilik öngörülmüştür. Bu kuralın uygulanmasında, suçun temel şekli mi yoksa iddia edilen nitelikli hali mi dikkate alınmalıdır? Ayrıca, çok sanıklı davalarda bu kuralın yargılama süratine olumsuz etkilerini azaltmak için metinde önerilen yasal değişiklik nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #153025

CMK m.150/3'ün uygulanmasında, iddia bir bütün olarak ele alınmalıdır. Eğer soruşturma veya kovuşturma konusu iddia, suçun nitelikli halini (ağırlaştırıcı sebebini) içeriyorsa, zorunlu müdafilik gerekip gerekmediği değerlendirilirken suçun temel ceza alt sınırı değil, nitelikli haline ilişkin cezanın alt sınırı dikkate alınmalıdır. Metindeki yazar, çok sanıklı davalarda zorunlu müdafilik uygulamasının, mazeret bildiren veya duruşmaya katılmayan müdafiler nedeniyle yargılamaları ciddi şekilde uzattığını ve usul ekonomisine zarar verdiğini belirtmektedir. Bu sorunu çözmek için yazar, CMK'nın ilgili maddelerine (m.150, m.216 veya m.226) bir hüküm eklenmesini önermektedir. Bu önerilen hükme göre, zorunlu müdafi veya sanığın talebiyle atanan müdafi tarafından sanığın 'esas hakkında savunması' yapıldıktan sonra, müdafiin sonraki celselere katılmaması halinde yargılamanın durmayıp devam etmesi ve davanın sonuçlandırılabilmesi amaçlanmaktadır. Bu şekilde, savunma hakkının özü (esas hakkında savunma) korunduktan sonra, yargılamanın süratinin de güvence altına alınması hedeflenmektedir. (İlgili metin: sen.av.tr/tr/makale/zorunlu-mudafilik-ve-yargilama-surati, İlgili Kanun Maddesi: CMK m.150/3)