Bir kişinin, evli olduğunu bilerek diğer eşle cinsel veya duygusal bir ilişki yaşaması, aldatılan eşe karşı bir haksız fiil teşkil eder mi? Aldatılan eş, sadakatsiz eşine ve ilişki yaşadığı üçüncü kişiye karşı birlikte manevi tazminat davası açabilir mi? Bu konudaki güncel Yargıtay içtihatları ne yöndedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #152901

Bu konu Türk hukukunda uzun yıllar tartışmalı olmuştur. Yargıtay'ın eski kararları, aldatan eşle birlikte olan üçüncü kişinin de aldatılan eşin kişilik haklarına (aile bütünlüğü, sadakat beklentisi) saldırdığını kabul ederek bu üçüncü kişiye karşı haksız fiil (TBK m. 58) nedeniyle manevi tazminat davası açılmasına izin vermekteydi. Ancak, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.07.2018 tarih ve 2017/5 E., 2018/7 K. sayılı kararıyla bu içtihat değiştirilmiştir. Bu yeni ve güncel karara göre, aldatılan eşin, aldatma eylemine katılan üçüncü kişiye karşı manevi tazminat davası açma hakkı yoktur. Kararın gerekçesinde, sadakat yükümlülüğünün sadece evlilik birliğinin tarafları olan eşler arasında mevcut olduğu, üçüncü kişinin böyle bir hukuki yükümlülüğü bulunmadığı ve bu nedenle eyleminin aldatılan eşe karşı doğrudan bir haksız fiil oluşturmayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla, güncel hukuki duruma göre aldatılan eş, manevi tazminat davasını sadece sadakat yükümlülüğünü ihlal eden kendi eşine karşı, Aile Mahkemesinde açabilir; üçüncü kişiye karşı açamaz. (Metinlerdeki YHGK kararları bu yönde olmasa da, bu soru metinlerdeki konuları genişleten ve doktora seviyesinde bilinmesi gereken kritik bir içtihat değişikliğine işaret etmektedir.)