Tüzel kişiliği sona eren bir şirketin eski ortağı, şirketin prim borçlarından dolayı SGK tarafından gönderilen ödeme emrine karşı dava açmıştır. Yargılama devam ederken 6552 sayılı borç yapılandırma kanunu yürürlüğe girmiştir. Özel Daire, mahkemenin 'yapılandırmadan yararlanılıp yararlanılmadığının incelenmesi' gerektiği yönünde bozma kararı vermiştir. Yerel Mahkeme ise 'davacının bu haktan yararlanmayı istemesi halinde davadan feragat etmesi gerektiğini, mahkemenin davacıyı buna zorlayamayacağını' belirterek direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu bu uyuşmazlığı nasıl çözmüştür?
Hukuk Genel Kurulu, 2018/10-258 E., 2020/68 K. sayılı kararında, yerel mahkemenin direnme kararını haklı bulmuştur. Kurul'a göre, 6552 sayılı Kanun'dan yararlanmak, borçlunun (davacının) iradesine bağlı bir haktır. Bu haktan yararlanmanın ön şartı ise kanun gereği 'açılmış davalardan vazgeçmektir'. Yargılama sırasında davacı taraf, yapılandırmadan yararlanmak amacıyla Kuruma başvurduğunu veya bu sebeple davasından vazgeçtiğini beyan etmediği sürece, mahkemenin bu hususu re'sen (kendiliğinden) araştırma veya davacıyı bu yönde bir tercihe zorlama yetkisi ve görevi yoktur. Aksine bir uygulama, HMK'da düzenlenen 'tasarruf ilkesi' (davanın taraflarca getirilmesi) ve 'taleple bağlılık ilkesi'ne aykırı olur. Davacı davasına devam etmek istediği sürece, mahkeme işin esasına girerek karar vermelidir. Bu nedenle, Özel Daire'nin 'yapılandırmadan yararlanılıp yararlanılmadığı araştırılsın' şeklindeki bozma kararı yerinde görülmemiş ve direnme kararı uygun bulunmuştur. (Bkz: YHGK E. 2018/10-258, K. 2020/68, zulkufarslan.av.tr)