Türk hukukunda 'terörün sona erdirilmesi' gibi amaçlarla çıkarılan bir kanunla, bu kanun kapsamında görev yapan kişilere 'hukuki, idari veya cezai sorumluluk doğmaz' şeklinde bir yargı muafiyeti getirilmesi, 'hukuk devleti' ilkesi ve Anayasa açısından nasıl değerlendirilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #152876

Bu tür bir yargı muafiyeti veya sorumsuzluk hükmü, 'hukuk devleti' ilkesi açısından oldukça sorunludur. Hukuk devleti ilkesi, idarenin ve görevlilerinin tüm eylem ve işlemlerinin yargı denetimine tabi olmasını, hiç kimsenin kanun önünde ayrıcalıklı olmamasını ve hukuka aykırı eylemlerden dolayı sorumlu tutulmasını gerektirir. Bir kanunla, belirli görevleri yerine getiren kişilere peşinen ve mutlak bir sorumsuzluk tanımak, bu kişilerin eylemlerini yargı denetiminin dışına çıkarmak anlamına gelir. Metindeki analize göre bu durum, Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine, 36. maddesindeki hak arama hürriyetine ve 125. maddesindeki 'idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır' ilkesine aykırılık teşkil eder. Ayrıca, Anayasa'nın 11. maddesi uyarınca kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz. Böyle bir düzenlemenin Anayasa'da açık bir dayanağı da bulunmamaktadır. Bu tür hükümler, görevlilerin keyfi davranma riskini artırır ve olası hak ihlallerinde mağdurların hak arama yollarını kapatır. (Bkz: sen.av.tr - 'affa-dogru' makalesi)