Terörle Mücadele Kanunu'na 7145 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 19. madde, belirli suçlar için gözaltı süresinin hakim kararıyla iki defa uzatılmasına imkan tanımaktadır. Bu düzenlemenin, Anayasa'nın 19/5. maddesinde belirtilen 'en geç kırksekiz saat' ve 'en çok dört gün' şeklindeki azami gözaltı süreleri karşısındaki anayasallığını tartışınız.
Bu düzenlemenin anayasallığı oldukça tartışmalıdır. Anayasa'nın 19/5. maddesi, gözaltı sürelerine ilişkin net sınırlar çizmektedir: Bireysel suçlarda 'en geç kırksekiz saat', toplu suçlarda ise 'en çok dört gün'. Maddede, bu sürelerin sadece 'olağanüstü hal ve savaş hallerinde uzatılabileceği' belirtilmiştir. Türkiye'de bir olağanüstü hal ilan edilmediği için, bu sürelerin kanunla aşılması, 'Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması' başlıklı Anayasa m. 13'e ve 'Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü' ilkesini düzenleyen m. 11'e aykırılık teşkil eder. Buna karşılık, düzenlemenin Anayasaya uygun olduğunu savunanlar, Anayasa m. 19/5'in ikinci cümlesindeki 'Kimse, bu süreler geçtikten sonra hakim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz.' ifadesine dayanmaktadır. Bu görüşe göre, Anayasa hakim kararı olmaksızın sürelerin aşılmasını yasaklamıştır; dolayısıyla hakim kararıyla bu sürelerin uzatılması mümkündür. Ancak bu yorum, metindeki analizde de eleştirildiği gibi, zayıftır. Zira bu yorum, Anayasa'nın açıkça belirttiği 'azami' süreleri anlamsız kılmakta ve gözaltı tedbirini, şartları daha ağır olan tutuklama tedbirine yaklaştıran bir 'örtülü tutuklama' uygulamasına yol açmaktadır. Anayasa m. 19/5'in ikinci cümlesinin amacı, azami süreler dolduktan sonra bir kişinin hürriyetinden yoksun bırakılmasının tek yolunun, bağımsız bir hakim tarafından verilecek bir 'tutuklama' kararı olduğunu vurgulamaktır; gözaltı süresini uzatmak değildir. Dolayısıyla, TMK Geçici m. 19'daki uzatma süreleri, Anayasa m. 19'un lafzına ve ruhuna aykırı görünmektedir. (Bkz: Anayasa m. 13, m. 19; sen.av.tr)