Kambiyo senedine dayalı bir icra takibinde, borçlunun imza inkarına dayalı sahtelik iddiasında bulunması halinde, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının CMK hükümlerine dayanarak icra takibini durdurması mümkün müdür? Yargıtay'ın bu konudaki genel yaklaşımı nasıldır?
Bu konu hukukumuzda tartışmalıdır. Metindeki analize göre, uygulamada savcıların bu yönde kararlar verdiği görülse de, Yargıtay'ın genel yaklaşımı daha kısıtlayıcıdır. Yargıtay'a göre, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte imzaya itiraz, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 170. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Bu özel düzenleme karşısında, daha sonraki ve genel kanun olan HMK'nın sahtelik iddiasına ilişkin hükümlerinin (HMK m. 209) doğrudan icra takibini durdurucu etkisi yoktur. Sahtelik iddiasıyla savcılığa başvurulması veya ceza davası açılması, kendiliğinden icra takibini durdurmaz. Ancak metindeki hukuki analiz, CMK hükümlerinin bir olanak sunabileceğini belirtmektedir. Buna göre, Cumhuriyet savcısı, senette sahtecilik ve bu yolla dolandırıcılık gibi suçların işlendiğine dair kuvvetli şüpheye ulaşırsa, CMK m. 123 ve 127'deki genel 'elkoyma' yetkisine dayanarak, suçun delili olan icra dosyasına veya senedin aslına elkoyabilir. Bu elkoyma kararı, fiilen icra takibinin ilerlemesini durduracaktır. Eğer elkoyma bir hak veya alacağa yönelik olacaksa, CMK m. 128'deki daha özel şartların (katalog suçlar, rapor alınması vb.) gerçekleşmesi gerekir. Özetle, savcılık doğrudan 'takibi durdurma' kararı vermese de, 'elkoyma' tedbiri aracılığıyla dolaylı olarak takibi durdurabilir, ancak bu yetkinin kullanımı CMK'daki şartlara sıkı sıkıya bağlıdır ve Yargıtay'ın icra hukuku merkezli yaklaşımıyla çelişebilir. (Bkz: İİK m. 170, HMK m. 209, CMK m. 123, m. 127, m. 128; kadimhukuk.com.tr)