CMK m. 100/2 uyarınca, 'delilleri karartma, yok etme, gizleme veya değiştirme şüphesi' bir tutuklama nedeni olarak kabul edilmektedir. Bu tutuklama nedeninin varlığının kabulü için aranan 'kuvvetli şüphe' ne anlama gelmektedir? Sadece soyut bir karartma tehlikesinin varlığı tutuklama için yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #152832

CMK m. 100/2'de sayılan 'delilleri karartma, yok etme, gizleme veya değiştirme şüphesi', bir tutuklama nedenidir. Ancak bu nedenin varlığının kabulü için, şüphelinin veya sanığın bu yönde hareket edeceğine dair somut olgulara dayanan 'kuvvetli bir şüphe' bulunmalıdır. Sadece soyut, varsayımsal bir delil karartma tehlikesi veya ihtimali, tutuklama gibi ağır bir koruma tedbirinin uygulanması için yeterli değildir. Metinde belirtildiği gibi, 'yalın delilleri karartma tehlikesi' değil, şüphelinin somut davranışlarının (örneğin tanıklara baskı yapması, delilleri saklamaya çalışması, suç ortaklarıyla irtibata geçmesi) bu yönde bir izlenim vermesi ve kuvvetli şüphe oluşturması gerekir. Hakim, bu kararı verirken kişinin hürriyetinin kısıtlandığını göz önünde bulundurmalı ve tutuklamanın orantılı olup olmadığını değerlendirmelidir. Somut olgularla desteklenmeyen, genel ve varsayımsal gerekçelerle bu nedene dayanılarak tutuklama kararı verilmesi hukuka aykırıdır. (Bkz: CMK m. 100/2, kadimhukuk.com.tr)