Hakaret suçunun TCK m. 125 kapsamında manevi unsurunun oluşabilmesi için genel kast yeterli midir, yoksa özel bir saik aranmakta mıdır? Failin, mağdura iltifat ettiğini düşünerek onur kırıcı bir ifade kullanması durumunda (örneğin yabancı birinin Türk örf ve adetlerini bilmemesi) suçun manevi unsuru nasıl değerlendirilir?
Hakaret suçu (TCK m. 125) kasten işlenen bir suçtur, yani failin bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Ancak kanun metninde 'sırf hakaret etmek amacıyla' gibi özel bir kast aranmamaktadır, bu nedenle suçun oluşumu için genel kast yeterlidir. Failin, söylediği sözün veya sergilediği davranışın mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olduğunu bilmesi ve bunu istemesi yeterlidir. Hakaret etme saikiyle (özel kast) hareket etmesi şart değildir. Olası kastla işlenmesi de mümkündür. Sağlanan metinde verilen örnekte, yabancı ülke vatandaşının Türk örf ve adetlerini bilmeyerek iltifat kastıyla onur kırıcı bir ifadede bulunması halinde, suçun taksirli hali kanunda düzenlenmediğinden, fail cezalandırılmayacaktır. Bu durum, failde isnat edilen fiilin anlam ve sonucunu bilme (kast) unsuru bulunmadığı için suçun manevi unsurunun oluşmadığını gösterir. (Bkz: TCK m. 125, oner.av.tr)