Yargıtay'ın, 'şerefsiz' kelimesini hakaret kabul ederken, 'gelmezsen şerefsizsin' şeklindeki şarta bağlı ifadeyi hakaret suçu (TCK m. 125) kapsamında görmemesinin (Yargıtay 18. CD 2015/11227- 2016/14515) altında yatan ceza hukuku mantığı nedir? Bu ayrım, suçun manevi unsuru olan 'kast' ile nasıl ilişkilidir?
Bu ayrımın temelinde, hakaret suçunun oluşması için gereken 'doğrudan ve mevcut bir onur zedeleme kastı'nın şarta bağlı ifadelerde bulunmadığı kabulü yatmaktadır. Ceza hukuku mantığı şu şekilde açıklanabilir: 1. **Mevcut ve Doğrudan Saldırı Yokluğu:** TCK m. 125'teki hakaret suçu, failin söz veya davranışıyla mağdurun onur, şeref ve saygınlığına o an için mevcut ve doğrudan bir saldırıda bulunmasını gerektirir. 'Şerefsiz' kelimesi, söylendiği anda mağdurun kişiliğine yönelik doğrudan bir saldırıdır. 2. **Gelecekteki Bir Koşula Bağlılık:** 'Gelmezsen şerefsizsin' ifadesinde ise, hakaret içeren niteleme, gelecekteki belirsiz bir koşulun (mağdurun gelip gelmemesi) gerçekleşmesine bağlanmıştır. Hakaret, o an için gerçekleşmiş bir vakıa değildir; bir ihtimale, bir şarta bağlanmıştır. Mağdurun iradesine bağlı olan bu şart gerçekleşmediği sürece (yani mağdur geldiğinde), hakaretin konusu ortadan kalkar. Bu nedenle, fiil, söylendiği anda mağdurun onurunu kesin ve mevcut bir şekilde zedeleyici nitelikte değildir. 3. **Kast Unsuru:** Hakaret suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir. Failin kastı, mağdurun onurunu o anda zedelemeye yönelik olmalıdır. Şarta bağlı ifadelerde ise failin birincil kastı, mağduru hakaret etmekten ziyade, onu belirli bir davranışı yapmaya veya yapmamaya (örneğimizde gelmeye) teşvik etmek, zorlamak veya tehdit etmektir. Hakaret, bu amacın bir aracı olarak kullanılmaktadır. Yargıtay, bu durumda 'doğrudan sövme kastı'nın bulunmadığını, eylemin daha çok tehdit veya cebir unsurları taşıyabileceğini ancak TCK m. 125'in manevi unsurunu oluşturmadığını kabul etmektedir. Dolayısıyla, eylemin merkezinde onur zedeleme değil, bir davranışın ortaya çıkmasını sağlama amacı vardır.