Ceza muhakemesinde maddi gerçeğin araştırılması esastır ve bu amaçla 'delil serbestisi' ilkesi benimsenmiştir. Ancak bu ilke mutlak değildir. Hukuka aykırı delillerin kullanılamayacağı (CMK m. 217/2) kuralı, bu serbestinin en önemli sınırıdır. Bir delilin hukuka aykırı olup olmadığının tespiti ile o delilin 'değerlendirilmesi' yasağı arasındaki ilişkiyi, 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' prensibi çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #152784

Ceza muhakemesinde 'delil serbestisi' ilkesi, olayın aydınlatılmasına yarayacak her şeyin delil olarak kullanılabileceği anlamına gelir. Ancak bu serbesti, 'delil elde etme ve değerlendirme yasakları' ile sınırlıdır. Bu yasakların en önemlisi, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin hükme esas alınamamasıdır (Anayasa m. 38/6, CMK m. 217/2). Bir delilin hukuka aykırı olduğunun tespiti, onun delil olarak 'değerlendirilmesini' de yasaklar. Bu iki kavram birbiriyle sıkı sıkıya bağlıdır. 1. **Delil Elde Etme Yasağı:** Bu, delilin toplanması sırasında hukukun öngördüğü usul ve kuralların ihlal edilmesidir. Örneğin, usulsüz bir arama (geçerli bir hakim kararı olmadan yapılan arama), işkence veya zorla alınan bir ifade, hukuka aykırı delil elde etme yasağının ihlalidir. 2. **Delil Değerlendirme Yasağı:** Bu, hukuka aykırı olduğu tespit edilen bir delilin, mahkeme tarafından maddi gerçeğe ulaşılırken ve vicdani kanaat oluşturulurken dikkate alınamamasıdır. Yani, hakim 'böyle bir delil hiç var olmamış gibi' davranmak zorundadır. **'Zehirli Ağacın Meyvesi de Zehirlidir' Prensibi:** Bu prensip, delil değerlendirme yasağının kapsamını genişletir. Sadece hukuka aykırı olarak doğrudan elde edilen delilin (zehirli ağacın kendisi) değil, aynı zamanda bu hukuka aykırı delil sayesinde ulaşılan diğer delillerin de (ağacın meyveleri) hukuka aykırı sayılacağını ve hükme esas alınamayacağını ifade eder. Örneğin: - İşkence altında alınan bir ikrar (doğrudan hukuka aykırı delil) sonucu, sanığın suç aletini sakladığı yer öğrenilir ve suç aleti bulunur. - Burada, işkenceyle alınan ikrar 'zehirli ağaç'tır. Bu ikrar olmasaydı ulaşılamayacak olan suç aleti ise 'zehirli ağacın meyvesi'dir. - Bu prensibe göre, hem işkenceyle alınan ikrar hem de bu ikrar sayesinde bulunan suç aleti, hukuka aykırı delil kabul edilir ve mahkumiyet hükmüne dayanak yapılamaz. Bu kuralın amacı, kolluk ve soruşturma makamlarını hukuka uygun davranmaya teşvik etmek ve hukuka aykırılıklardan herhangi bir fayda elde etmelerini önlemektir. Böylece, temel hak ve özgürlükler (işkence yasağı, özel hayatın gizliliği vb.) daha etkin bir şekilde korunmuş olur.