Bir kimse, yabancı ülke vatandaşı olması ve Türk örf ve adetlerini bilmemesi nedeniyle, iltifat ettiğini düşünerek onur kırıcı bir ifade kullanırsa, bu durum hakaret suçunun 'manevi unsuru' olan kasıt açısından nasıl değerlendirilir? Bu kişinin taksirli hareketlerinden dolayı cezalandırılması mümkün müdür?
Bu durum, hakaret suçunun manevi unsuru olan 'kasıt'ın oluşup oluşmadığına ilişkin bir sorundur. Hakaret suçu, ancak kasten işlenebilen bir suçtur; taksirle işlenmesi mümkün değildir (TCK m. 125). Kasıt, failin, söylediği sözün veya yaptığı davranışın mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici nitelikte olduğunu bilmesi ve bu sonucu istemesidir. Metinde verilen örnekte, yabancı ülke vatandaşı olan fail, Türk örf ve adetlerini bilmediği için kullandığı ifadenin onur kırıcı olduğunu bilmemekte, aksine iltifat ettiğini düşünmektedir. Bu durumda, failde 'sövme kastı' veya 'rencide etme kastı' bulunmamaktadır. Fail, eyleminin hukuki anlam ve sonucunu algılayamamaktadır. Bu, ceza hukukunda 'hata' kurumunu, özellikle de 'haksızlık yanılgısı'nı (TCK m. 30/4) akla getirebilir. Fail, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir yanılgıya düşmüşse, bu durum kastı ortadan kaldırır ve cezalandırılmaz. Failin bu iddiasının mahkeme tarafından kabul edilmesi için, yanılgısının 'kaçınılmaz' olması gerekir. Yani, kişinin içinde bulunduğu koşullar, eğitimi, sosyal durumu itibarıyla bu hataya düşmesinin makul ve beklenebilir olup olmadığı değerlendirilir. Türkiye'de uzun süredir yaşayan ve Türkçe bilen bir yabancının bu iddiası inandırıcı bulunmayabilirken, yeni gelmiş ve kültüre yabancı birinin iddiası daha makul görülebilir. Sonuç olarak, eğer mahkeme failin iddiasını samimi ve kaçınılmaz bir yanılgı olarak kabul ederse, suçun manevi unsuru olan kasıt oluşmadığı için beraat kararı vermelidir. Hakaret suçunun taksirli hali kanunda düzenlenmediğinden, failin bu 'dikkatsiz' veya 'bilgisiz' eyleminden dolayı taksirle sorumlu tutulması ve cezalandırılması hukuken mümkün değildir. Metinde de 'fail söz konusu taksirli hareketlerden dolayı cezalandırılmayacaktır' denilerek bu durum açıkça belirtilmiştir.