6552 sayılı Kanun ile getirilen borç yapılandırmasından yararlanmak için 'açılmış davalardan vazgeçme' şartı (5510 S.K. Geçici 60. md/9) getirilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E: 2018/10-258, K: 2020/68 sayılı kararında, mahkemenin, davacının yapılandırmadan yararlanıp yararlanmadığını re'sen araştırma yükümlülüğü olmadığına karar vermesinin temelindeki usul hukuku ilkeleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #152773

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu kararının temelinde, medeni usul hukukuna hakim olan iki temel ilke yatmaktadır: 1. **Tasarruf İlkesi (HMK m. 24):** Bu ilkeye göre, bir davayı açıp açmamak, açılmış bir davayı takip edip etmemek, davadan feragat etmek veya davayı kabul etmek gibi usuli tasarruflar tamamen tarafların iradesine bağlıdır. Hakim, taraflardan birini dava açmaya veya davasından vazgeçmeye zorlayamaz. Borç yapılandırmasından yararlanmak, 'davasından vazgeçme' sonucunu doğuran bir hukuki tercihtir. Bu tercihi kullanıp kullanmamak tamamen davacının tasarrufundadır. Mahkemenin, davacıya 'yapılandırmaya başvurdun mu?' veya 'başvurmayı düşünüyor musun?' diye sorması veya bunu araştırması, davacıyı dolaylı olarak davasından vazgeçmeye yönlendirmek anlamına gelebilir ve bu, tasarruf ilkesine aykırı olur. 2. **Taleple Bağlılık İlkesi (HMK m. 26):** Hakim, tarafların talep sonucu ile bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacının talebi, dava konusu ödeme emrinin iptalidir. Davacının, 'yapılandırmadan yararlanmak istediğine' veya 'davasından vazgeçtiğine' dair bir talebi veya beyanı olmadığı sürece, mahkemenin bu konuyu kendiliğinden gündeme getirmesi ve kararını buna dayandırması, taleple bağlılık ilkesini ihlal eder. Yapılandırma başvurusunun varlığı, davanın esasıyla ilgili bir savunma veya iddia olarak taraflarca ileri sürülmedikçe, mahkemenin re'sen dikkate alacağı bir husus değildir. Özel Daire'nin bozma kararı, usul ekonomisi ve idari bir gerçeğin araştırılması yönünde bir eğilim gösterirken, Hukuk Genel Kurulu, tarafların irade serbestisini ve usul hukukunun temel ilkelerini daha üstün tutarak, mahkemenin bu alana müdahale edemeyeceğine karar vermiştir.