Cumhuriyet savcısının, sahtecilik iddiasına konu olan bir kambiyo senedi nedeniyle başlatılmış olan icra takibini durdurma yetkisi var mıdır? İİK m. 170 ile CMK m. 123 ve m. 128 hükümleri arasındaki ilişkiyi, Yargıtay'ın genel yaklaşımını ve metindeki yazarın eleştirel görüşünü dikkate alarak analiz ediniz.
Bu konu, icra hukuku ile ceza muhakemesi hukukunun kesiştiği tartışmalı bir alandır. **Yargıtay'ın Genel Yaklaşımı:** Yargıtay, kural olarak ceza soruşturması veya davasının icra takibini kendiliğinden durdurmayacağını kabul etmektedir. Yargıtay'a göre, kambiyo senetlerine özgü takipte imzaya itiraz, İİK m. 170'de özel olarak düzenlenmiştir. Bu özel hüküm varken, genel kanun olan HMK'nın sahtelikle ilgili hükümlerinin (örn: HMK m. 209) icra takibinde doğrudan uygulanması mümkün değildir. Takibin durdurulması için ya İİK m. 170/2 uyarınca icra mahkemesinin 'geçici durdurma' kararı vermesi ya da borçlunun genel mahkemede açtığı menfi tespit davasında İİK m. 72 uyarınca 'ihtiyati tedbir' kararı alması gerekir. Ceza davası tek başına takibi durdurmaz. **Metindeki Yazarın Eleştirel Görüşü ve CMK Hükümleri:** Metindeki yazar, bu yaklaşıma karşı çıkarak Cumhuriyet savcısının CMK'dan doğan yetkileriyle takibi durdurabileceğini savunmaktadır. Bu argüman şu temellere dayanır: 1. **Elkoyma Yetkisi (CMK m. 123, m. 127):** Sahtecilik iddiası ciddi ise ve senet, suçun delili veya konusunu oluşturuyorsa, savcı CMK m. 123 uyarınca bu senede 'delil olarak' el koyabilir. Daha da ileri giderek, yazar, savcının sadece senede değil, icra takibinin yürütüldüğü 'icra dosyasına' da el koyabileceğini, çünkü dosyanın da ispat aracı olarak yararlı görülebileceğini iddia etmektedir. İcra dosyasına fiziken el konulması, takibin fiilen durması anlamına gelecektir. 2. **Hak ve Alacaklara Elkoyma (CMK m. 128):** Eğer senet, CMK m. 128'de sayılan katalog suçlardan (örn: nitelikli dolandırıcılık) elde edilen bir 'kıymetli evrak' veya 'hak ve alacak' olarak değerlendirilirse, savcı (belirli raporları alarak ve hakim kararıyla) bu hak ve alacağa da el koyabilir. Bu, takibin hukuken ilerlemesine engel olur. **Analiz:** Yargıtay'ın yaklaşımı, icra takibinin hızını ve kendine özgü usulünü korumayı amaçlayan dar ve şekli bir yorumdur. Yazarın yaklaşımı ise, ceza muhakemesinin maddi gerçeği araştırma ve suç delillerini koruma altına alma amacını ön plana çıkaran daha geniş ve amaca yönelik bir yorumdur. Pratikte, savcıların CMK'daki elkoyma yetkilerini bir icra takibini durduracak şekilde kullanmaları nadir olsa da, yazarın belirttiği gibi, özellikle suç şüphesinin çok kuvvetli olduğu durumlarda CMK'nın bu yetkiyi teorik olarak tanıdığı savunulabilir. Bu durum, iki farklı hukuk dalının ilkelerinin çatışmasına iyi bir örnektir.