Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu (TCK m. 123) ile cinsel taciz suçu (TCK m. 105) arasındaki ilişkiyi, 'ısrar' ve 'özel kast' unsurları açısından TCK m. 44 (fikri içtima) bağlamında analiz ediniz. Bir failin, mağdura ısrarla cinsel içerikli mesajlar göndermesi durumunda hangi suçtan ve neden ceza alması gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #152755

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu (TCK m. 123), 'sırf huzur ve sükununu bozmak' özel kastı ile ve 'ısrarla' işlenen seçimlik hareketli bir suçtur. Cinsel taciz suçu (TCK m. 105) ise, bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz etmektir ve burada 'cinsel amaç' özel kastı aranır. Bir failin, mağdura ısrarla cinsel içerikli mesajlar göndermesi eylemi, hem TCK m. 123'teki 'ısrarla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunma' (mesaj gönderme) unsurunu hem de TCK m. 105'teki 'cinsel amaçlı taciz' unsurunu aynı anda gerçekleştirmektedir. Tek bir fiil (ısrarla cinsel içerikli mesaj gönderme) ile birden fazla suç (hem kişilerin huzurunu bozma hem de cinsel taciz) işlenmektedir. Bu durumda TCK m. 44'te düzenlenen fikri içtima kuralı uygulanır. Fikri içtima, 'işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır' hükmünü içerir. Cinsel taciz suçunun temel ceza alt sınırı, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun cezasından daha ağırdır. Bu nedenle, failin eylemi her iki suçu da oluşturmakla birlikte, TCK m. 44 uyarınca sadece daha ağır cezayı öngören cinsel taciz suçundan (TCK m. 105) sorumlu tutulması gerekir. Metinde de belirtildiği gibi, Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2015/10201 sayılı kararında bu durum açıkça ifade edilmiş ve failin hem cinsel tacizden hem de kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan ayrı ayrı cezalandırılması hukuka aykırı bulunmuştur.