Bir şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesiyle tüzel kişiliği sona ermiştir. Bu şirkette çalışmış olan bir işçi, hizmet tespiti davası açmak istemektedir. HMK m. 52 ve m. 54 ışığında, bu işçinin davayı kime karşı açması gerekmektedir ve mahkemenin bu durumda takip etmesi gereken usuli yol nedir? (Bkz: Yargıtay 21. HD, E: 2016/14338, K: 2017/2159)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #152753

Tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinerek (terkin) sona ermiş bir şirketin dava ehliyeti (pasif husumet ehliyeti) bulunmamaktadır. Bu nedenle, işçi doğrudan bu 'ölü' şirkete karşı dava açamaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre (örneğin, Yargıtay 21. HD, E: 2016/14338, K: 2017/2159), bu durumda takip edilmesi gereken usuli yol şöyledir: 1. **Şirketin İhyası:** Davacı işçinin öncelikle, tüzel kişiliği sona eren şirketin yeniden canlandırılması (ihyası) için görevli Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ayrı bir dava açması gerekmektedir. Bu ihya davası, tasfiye memuru ile ilgili Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne husumet yöneltilerek açılır. 2. **Kesin Süre Verilmesi:** Hizmet tespiti davasına bakan İş Mahkemesi, bu durumu fark ettiğinde davayı hemen reddetmemelidir. Bunun yerine, HMK m. 52 ve m. 54 hükümleri uyarınca, davacıya şirketin ihyası için dava açması amacıyla uygun ve kesin bir süre (önel) vermelidir. 3. **Bekletici Mesele:** Davacı verilen kesin süre içinde ihya davasını açarsa, İş Mahkemesi bu davanın sonucunu bekletici mesele yapmalıdır. 4. **Yargılamaya Devam:** İhya davası sonucunda şirket yeniden tüzel kişilik kazanırsa, İş Mahkemesi usulüne uygun şekilde taraf teşkilini sağlar (ihya edilen şirkete tebligat yaparak) ve hizmet tespiti davasının esasına girerek yargılamayı sonuçlandırır. Bu yol izlenmeden, tüzel kişiliği sona ermiş bir şirket aleyhine karar verilmesi, taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.