5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu m. 3/22, 'Kanunun 3 üncü maddesinde suç teşkil edecek kaçakçılık fiilleri, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır' hükmünü içermektedir. Bu düzenlemenin ceza hukuku genel prensiplerinden olan 'teşebbüs halinde cezanın indirilmesi' (TCK m. 35) kuralına getirdiği istisnanın hukuki gerekçesini ve bu tür bir düzenlemenin olası eleştirilerini tartışınız.
TCK m. 35, suça teşebbüs halinde cezanın indirilmesini öngören genel bir kuraldır. Ancak 5607 sayılı Kanun m. 3/22, kaçakçılık suçları için bu genel kuraldan ayrılarak özel bir düzenleme getirmiş ve teşebbüsü tamamlanmış suç gibi cezalandırmıştır. Bu istisnai düzenlemenin hukuki gerekçesi, kaçakçılık suçlarının niteliği ve kamuya verdiği zararın büyüklüğü ile ilgilidir. Kanun koyucu, kaçakçılık eylemlerinin hazırlık hareketlerinin tamamlanıp icra hareketlerine başlandığı andan itibaren kamu zararının (özellikle ekonomik ve mali zararın) ortaya çıkma tehlikesinin çok yüksek olduğunu ve suçun tamamlanmasını beklemenin kamu menfaatini yeterince korumayacağını düşünmüştür. Eylemin sırf icra aşamasına geçmesiyle dahi toplumsal tehlikenin ve haksızlığın tamamlanmış suç düzeyinde olduğu kabul edilmiştir. Bu, bir nevi 'tehlike suçu' mantığıdır. Olası eleştiriler ise şunlardır: 1. **Orantılılık İlkesine Aykırılık:** Eylemin neticesi (eşyanın ülkeye sokulması/çıkarılması) gerçekleşmemişken, failin tamamlanmış suç gibi cezalandırılması, fiilin yol açtığı haksızlık içeriği ile verilen ceza arasında bir orantısızlık yaratabilir. 2. **TCK'nın Genel Hükümlerinden Ayrılma:** TCK m. 5, özel ceza kanunlarının TCK'nın genel hükümleriyle uyumlu olması gerektiğini belirtir. Bu düzenleme, teşebbüse ilişkin temel bir genel hükümden önemli bir sapma teşkil etmektedir. 3. **Hukuki Güvenlik:** Suçun ne zaman tamamlanmış sayılacağı konusunda genel prensiplerden ayrılarak özel bir düzenleme getirmek, hukuki öngörülebilirliği azaltabilir. Sonuç olarak, bu hüküm, kaçakçılıkla etkin mücadele amacı taşısa da, ceza hukukunun temel ilkeleri açısından tartışmaya açıktır.