TCK m. 129'da düzenlenen 'haksız tahrik' hükmü, hakaret suçunun cezasında indirim veya ceza vermekten vazgeçme imkanı tanımaktadır. Hakaret suçunun TCK m. 125/3-a uyarınca kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlendiği bir senaryoda, kamu görevlisinin vatandaşa karşı önce haksız bir fiilde bulunduğu varsayılırsa, bu iki hüküm nasıl birbiriyle yarışır? Mahkeme hangi hükmü öncelikli olarak uygulamalıdır?
Bu durumda iki hukuki norm arasında bir çatışma söz konusudur: Biri suçu ağırlaştıran nitelikli hal (TCK m. 125/3-a), diğeri ise cezayı hafifleten veya ortadan kaldıran bir şahsi cezasızlık veya cezada indirim sebebi (TCK m. 129). TCK m. 129, genel bir haksız tahrik düzenlemesi olan TCK m. 29'a göre daha özel bir hükümdür ve hakaret suçları için öncelikli olarak uygulanır. TCK m. 129, hakaret suçunun 'haksız bir fiile tepki olarak' işlenmesini düzenler. Kamu görevlisinin vatandaşa karşı gerçekleştirdiği haksız bir fiil (örneğin, keyfi bir muamele, hakaret) bu kapsamda değerlendirilebilir. Yargı pratiğinde, suçun nitelikli hali işlenmiş olsa dahi, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması mümkündür. Mahkeme, öncelikle eylemin TCK m. 125/3-a kapsamında nitelikli hakaret suçunu oluşturduğunu tespit eder. Ardından, TCK m. 129'daki haksız tahrik koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirir. Eğer kamu görevlisinin fiili haksız bir fiil niteliğindeyse, failin bu haksız fiile tepki olarak hakaret ettiği kabul edilerek, belirlenecek temel ceza üzerinden TCK m. 129 uyarınca indirim yapılır veya ceza vermekten vazgeçilebilir. Yani, nitelikli halin varlığı, haksız tahrik hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmez. İki hüküm bir arada uygulanır; önce nitelikli hale göre temel ceza belirlenir, sonra bu ceza üzerinden haksız tahrik indirimi yapılır.