CMK m. 223/4'te sayılan 'cezasızlık halleri' ile CMK m. 223/2'de sayılan 'beraat' halleri arasındaki temel felsefi fark nedir? Birinde fiil hukuka uygun hale gelirken, diğerinde neden sadece fail cezalandırılmamaktadır?
Temel felsefi fark, eylemin 'hukuka aykırılık' unsurunun ortadan kalkıp kalkmamasında yatar. Beraat hallerinden olan 'hukuka uygunluk nedenlerinin varlığı' (örneğin meşru savunma, kanun hükmünü yerine getirme) durumunda, işlenen fiil en başından itibaren hukuka uygun kabul edilir. Eylem, bir hak kullanımı veya bir görevin ifası olduğu için haksızlık niteliği taşımaz. Bu nedenle fail beraat eder. Cezasızlık hallerinde (örneğin etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık) ise, işlenen fiil hukuka aykırıdır ve bir haksızlık oluşturmaya devam eder. Ancak kanun koyucu, suç sonrası gösterilen olumlu davranış (pişmanlık) veya fail ile mağdur arasındaki özel ilişki gibi 'cezalandırma politikası'na ilişkin nedenlerle, failin cezalandırılmasından feragat etmiştir. Yani fiil hukuka aykırı kalmaya devam eder, ancak fail, kanunun özel bir lütfuyla ceza almaktan kurtulur. Bu nedenle bu durumlar beraat değil, 'ceza verilmesine yer olmadığı' sonucunu doğurur. (Kaynak: ceza-verilmesine-yer-olmadigi-karari)