İş akdinin ikale (bozma) sözleşmesi ile sona erdirilmesi, hukuki niteliği itibarıyla bir 'fesih' değildir. Bu niteleme farkının, ispat yükü açısından doğurduğu en önemli sonuç nedir?
İspat yükünün yer değiştirmesidir. İş akdinin işveren tarafından 'feshedildiği' bir durumda, feshin geçerli veya haklı bir nedene dayandığını ispat etme yükümlülüğü, kural olarak işverene aittir (İş Kanunu m. 20/2). İşçi, sadece feshin varlığını iddia eder. Ancak, iş akdinin 'ikale' ile sona erdiği durumlarda, ortada tarafların imzaladığı bir anlaşma olduğu için, bu anlaşmanın geçersiz olduğunu (örneğin iradesinin fesada uğratıldığını, makul yarar sağlanmadığını) iddia eden taraf, yani işçi, bu iddiasını ispatla yükümlü hale gelir. Bu durum, işçinin hukuki durumunu, feshe göre daha dezavantajlı bir konuma getirmektedir. (Kaynak: is-sozlesmesinin-ikale-yoluyla-feshi)