CMK m. 37 uyarınca, sanık kısıtlı ise ve hem vasisi hem de vekaletnameli avukatı varsa, mahkeme kararının tebliği kime yapılmalıdır? Bu durumda Tebligat Kanunu m. 11 nasıl yorumlanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #152231

Tebligat Kanunu m. 11, 'Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat vekile yapılmış ise, müvekkile de tebliğ edilmesine lüzum yoktur. Kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat, kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak üzere, bu mümessillere yapılır.' hükmünü içerir. Bu durumda, hem vekil hem de kanuni temsilci (vasi) bulunmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki yerleşik uygulamaya göre, davada bir vekil varsa, tebligatın öncelikli olarak vekile yapılması esastır. Çünkü vekil, hukuki süreci takip eden ve gerekli itirazları yapacak olan profesyonel kişidir. Dolayısıyla, sanığın hem vasisi hem de avukatı varsa, tebligatın avukata yapılması usule en uygun olanıdır. Avukata yapılan tebligat, vasinin de haberdar olduğunu ve sürenin işlemeye başladığını varsaymak için yeterlidir. Sadece vasiye yapılan tebligat, vekilin devre dışı bırakılması anlamına geleceği için hatalı olabilir. (Kaynak: cmk-madde-37-tebligat-usulleri, sen.av.tr/tr/makale/tutuklu-ve-hukumlu-kisilere-tebligat-usulu)