Anayasa Mahkemesi ve İHAM, beraat kararlarının sonraki disiplin yargılamalarındaki etkisini değerlendirirken 'beraat kararının sorgulanması' ölçütünü kullanmaktadır. Bu ölçütün temel amacı, iki yargı kolu arasında ortaya çıkabilecek çelişkili kararları tamamen önlemek midir, yoksa masumiyet karinesinin belirli bir yönünü korumak mıdır?
Bu ölçütün temel amacı, iki yargı kolu arasında ortaya çıkabilecek çelişkili kararları tamamen önlemek değil, Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan masumiyet karinesinin 'beraat kararına saygı duyulması' şeklindeki boyutunu korumaktır. Yani amaç, farklı ispat standartlarına sahip iki hukuk dalının her zaman aynı sonuca varmasını sağlamak değildir. Amaç, ceza mahkemesinin yüksek bir ispat standardıyla ulaştığı 'suçluluğun sabit olmadığı' yönündeki bir kararın, daha sonra başka bir mahkeme tarafından 'bu kişi aslında suçludur' denilerek itibarsızlaştırılmasını ve kişinin lekelenmesini önlemektir. Disiplin mahkemesi, 'kişi ceza hukuku anlamında suçlu olmasa da, eylemi memuriyet disiplinine aykırıdır' diyerek farklı bir sonuca varabilir. Ancak bunu yaparken, beraat kararını yok sayan veya kişinin suçluluğunu ima eden bir dil kullanmamalıdır. Yani asıl korunan, beraat hükmünün saygınlığı ve kişinin lekelenmeme hakkıdır. (Kaynak: anayasa-mahkemesi-ictihadinda-beraat-kararinin-disiplin-hukukuna-etkisi)