Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/19845 E. sayılı kararında, sanığın vekaletnameli avukatı varken kararın sanık asile tebliğ edilmesi usulsüz bulunmuştur. Bu durumda, vekilin sonradan 'öğrenme üzerine' yaptığı temyiz başvurusu neden süresinde kabul edilmiştir? 'Öğrenme' tarihinin hukuki dayanağı nedir?
Vekilin başvurusu süresinde kabul edilmiştir çünkü vekil varken asile yapılan tebligat, Tebligat Kanunu m. 11'e aykırı ve dolayısıyla usulsüzdür. Usulsüz bir tebligat, kanuni süreleri (temyiz süresi gibi) başlatmaz. Bu durumda, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi devreye girer. Bu madde, 'Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur' hükmünü içerir. Yargıtay bu hükmü uygulayarak, usulsüz tebligata rağmen vekilin kararı öğrendiğini beyan ettiği tarihi (veya bu öğrenmenin dosyadaki bir işlemle sabit olduğu tarihi) yeni tebliğ tarihi olarak kabul etmiş ve temyiz süresini bu tarihten itibaren başlatmıştır. Dolayısıyla, öğrenme üzerine yapılan başvuru süresinde sayılmıştır. (Kaynak: cmk-madde-37-tebligat-usulleri)